Ertuğrul Mat ve İsmet İnönü


Bursa’nın yaşayan en eski Milletvekili ve en eski köşe yazarı değerli insan Ertuğrul Mat yasayan canlı tarihimizdir ilk köşe yazısını günümüzden 58 yıl önce yani 1961 de kaleme almıştır. Yazdığı bu yazıya hiç dokunmadan siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz. Günümüzde demokrasi adına örnek alınması gereken bakış açılarının okunacağı bu yazı daima güncelliğini koruyacak ve yeni nesillerin örnek alması için çok önemlidir.   

BİR İSMET PAŞA YAZISI

( 50 yıl evvel böyle bir yazı yazacağım aklımın ucundan bile geçmezdi Ama hayat böyle bir şey, kendinle yüzleşmekten korkmayacaksın).

22 Ekim 1969 tarihinde İsmet Paşayı ilk defa şahsen görmüştüm..

Frak giymişti ve en yaşlı üye olarak Meclis’in yemin merasimine başkanlık yapıyordu..

85 yaşını bitirmiş, 86 yaşından da 28 gün almıştı.

Yani hemen hemen benim bugünkü yaşımdaydı.

Tam on dört saat kürsüde kalmıştı..

Hiç kıpırdamamıştı..

Dimdik oturmuştu.

Yorulmamıştı.

Başkan Johnson’un Kıbrıs konusundaki tehditlerine(*)“ Yeni bir dünya kurulur; Türkiye’de bu dünyada yerini alır” diyen; o buhranlı günlerde gazetecilerin “ Paşam çizmelerinizi giyecek misiniz?” sorusuna,” Benim çizmem yok, aklım var “ cevabını veren bir İsmet Paşa kürsüye bambaşka bir heybet katmıştı..

Başının üstünde “ Hakimiyet kayıtsız, şartsız milletindir..” diye yazıyordu..

Başkanlık Kürsüsünün üstündeki bu söz ve altındaki kürsüde oturan İsmet Paşa muhteşem bir kompozisyondu..

14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan seçimlerinde CHP büyük bir mağlubiyete uğramış, bazı generaller İsmet Paşa’ya gidip, iktidarı bırakmamasını istemiş, İsmet Paşa da, “ Millet böyle istiyor“ demiş ve reddetmişti.

Onun oturduğu kürsünün önünde, “ Milli Hakimiyet” in önemini idrak ederek yemin etmiştim.

Meclis fotoğrafçısı , yemin ederken hepimizin fotoğrafını çekerdi..,

O gün benim de fotoğrafımı çekmişti.

Bugünkü aklım olsa, o fotoğrafçıyı ayarlar, fotoğrafın biraz daha geriden çekilerek 20 inci yüzyılın, sadece Türkiye'nin değil; dünyanın da, en önemli isimlerinden biri olan İsmet Paşa ile aynı karede olmayı becerirdim.

“ İnönü’de komutan ,

Tarihe andaç Lozan,

Hem bilgin, hem kahraman

İsmet İnönü.. “

Bu mısraları ilk ve orta okulda, siyasi fikirlerim henüz yeşermediği için, o kadar şevkle okumuştum ki, aradan 75 yıl geçmesine rağmen, o mısralar, hâlâ hafızamda ve dilimin ucunda yaşıyor.

İsmet Paşa, Atatürk’ün ölümünden sonra, Cumhurbaşkanı olmuş, bir gün “ Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi “ ‘ni ziyarete gitmişti..

Salonda yürürken, bir genç arkasından bağırmıştı..

“İkinci Atatürk “ diye..

Hemen döndü geriye..

“ Atatürk gibi devlet adamları bin yılda bir gelir..Onların ikincisi olmaz..Bu ülke o kadar şanslı değil..” sözleriyle bakmıştı öfkeyle o gencin gözlerinin içine..

Milletvekilliğim sırasında, sık sık meclis koridorlarında rastlardım. Grup salonuna gitmek için, bizim kulisten geçerdi..Ağır ağır, fakat emin adımlarla yürüyüp, grup toplantısına giderdi..

Kimimiz, saygıyla selâmlar, kimimiz nefretle bakardı..

Benim gençlik günlerimdeki yazılarımı hatırlayanlar inanmayacaklar ama, ben saygıyla selâmlayanlar arasındaydım.

Çünkü,sevmezdim ama takdir ederdim. İkisi ayrı şeylerdi.

CHP kulisi öbür taraftaydı,oraya yolumuz düşmezdi; bu sebeple zaman zaman kuliste oturup, kahve içip içmediğini bilmiyorum ama,Anadolu Kulübüne sık sık giderdi..

İhsan Sabri beyle “ Bezik veya Bridge “ oynardı.

Onda İhsan beyin yeri ayrıydı..

Demokrat Partinin son yıllarında, propaganda gezileri esnasında, İsmet Paşayı Balıkesir'e sokmamışlardı..

Balıkesir valisi aklı sıra iktidara yaranmıştı..

İsmet Paşa Balıkesir’den ayrılmış, Mustafakemalpaşa üzerinden Bursa’ya geliyordu.

Bursa valisinin telefonu çaldı.

Arayan Dahiliye vekili Namık Gedikti..

“Balıkesir Valisi İsmet paşayı vilayetine sokmadı.. Sen de sokma onu Bursa’ya İhsan bey” demiş, İhsan bey de, “ O bir milli mücadele kahramanı ve Atatürk’ün silâh arkadaşıydı.. Gereken hürmetin gösterilmesi vazifelerimdendir “ cevabını vermişti. Sonra da, “Size bu hususta talimat veriyorum “ diyen bakana, “ Beni siz tayin ediyorsunuz ama ben Cumhurbaşkanı ve devleti temsil ediyorum “ cevabını vererek, telefonu yüzüne kapatmış ve arabasına binerek İsmet Paşayı Bursa il hudutlarında karşılayarak, makam arabasına davet ederek, İsmet Paşanın kalacağı Çelik Palasın yanındaki Selim Süter’ in evine kadar kendilerine refakat etmişti.

Bunun için severdi İsmet Paşa İhsan Sabri beyi.

Doğrusunu isterseniz, 1950 seçimlerinde ve sonrasında, bizim İsmet paşa aleyhine söylediklerimiz yalan değildi..

Evet harp sırasında ekmek karneyleydi..

Evet, şeker yoktu..

Evet, kuru üzüm şeker niyetine çaya arkadaş olurdu.

Evet , nüfus kağıtlarımızda, “ Sümerbank'tan 2 metre pazen veya patiska verilmiştir “diye damgalar vurulurdu..

Biz de bunları, seçim meydanlarında köylüden zorla “ yol vergisi” alındığını da ilave ederek, tekrarlayıp dururduk.

Hiç bakmazdık Türkiye'nin hangi şartlarda olduğuna..

30 ocak 1943’te Türkiye'’yi harbe sokmak için Adana’ya gelen Churchill’i ağırlayacak bir otelimiz bile olmadığını, bu sebeple İsmet Paşanın beyaz treninde ağırlanmak mecburiyetinde kalındığını hatırlamazdık.

“Almanlarla savaşa girersek ve onlar Türkiye’yi işgal ederse, bizi kim kurtaracak? “ diye Churchill’e zor bir soru sorduğunu; “Rus dostlarımız” cevabını alınca da, “Peki Ruslardan bizi kim kurtaracak ? “ diye ikinci bir soruyla Churchill’i çaresiz bırakışının önemini anlamazdık..

Muhteşem bir hayat anlayışı vardı:

“Suriye Cephesine “Gramofon götürmüş, çadırda klasik müzik dinlemişti..

Cepheye gitmek için, Mevhibe hanıma veda ederken, piyano çalmasını öğrenmesini söylemişti..

Karısına bağlılığı, saygısı ve sevgisi dillere destandı..

Millet gazetesini yayınlarken, gazetedeki çalışma arkadaşlarımı Burgaz'daki yazlığıma davet edip, onları bir akşam yemeğinde ağırlamış, elimle de, içki ikram etmiştim. Bir ara Fatoş'a , “ Ben de bir duble içebilir miyim? “ diye sormuşum..

Yıllar sonra Erdal Özdür, bana yazdığı bir mektupta, o yemeği ve bu izin isteyişi bana hatırlatmış “ Ertuğrul ağabey, İsmet Paşa da, Gemlik Tibel Otel’de gazetecileri ağırlarken, karısına ‘ Mevhibe hanım bende bir kadeh içebilir miyim diye?’ sormuştu , o akşam siz de aynı sözlerle Fatma hanımdan izin isteyince, siyasetçilerin kadına verdiği değeri anlamıştım” demişti.

Gençliğinde, İsmet Paşa düşmanı sayılan ben , şimdi, İsmet Paşanın 20 inci yüzyılın en önemli siyasetçilerinden biri olduğunu anlıyor ve kendisini rahmetle anıyorum..

Bu sebeple, Erdalın 40 yıl sonra yazdığı bu mektubundan çok mutlu olmuştum..

Belki bir gün, Meclis koridorlarında gün be gün yaşadığım İsmet Paşanın siyasi hayatının son günlerini de anlatırım..

(*) 5 Haziran 1964

Ertuğrul Mat

Adalet Partisi Bursa Milletvekili.