Militanları değil masumları sevindirin

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hukukta reform yapılacağı sözleri, gözlerin uyduruk gerekçelerle çeyrek asırdır zindanlarda çile çeken mazlumlara çevrilmesine yol açtı. Terör yandaşlarının HDP/PKK’lı Selahattin Demirtaş, Gezi finansörü Osman Kavala ve bazı FETÖ’cülerin tahliyesi için lobi faaliyeti yürüttüğünü belirten hukukçular, “Yargı reformuyla militanlar değil, yıllardır suçsuz yere hapis yatan 28 Şubat ve Sivas mazlumları ile 5816 sayılı kanundan mağdur olanlar sevindirilsin” dedi.

Militanları değil masumları sevindirin
21 Kasım 2020 - 14:23

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hukukta reform çalışması yürütüldüğüne dair söylemi, mütedeyyin insanların uyduruk gerekçelerle cezalandırıldıkları İslami davalara gözleri çevirdi. Sivas Davası’nda çeyrek asırdır zindanda tutulan mazlumlar, 28 Şubat sürecindeki uyduruk cezalar, 5816 nedeniyle fikrine pranga vurulanlar, İslami davalardan ceza alan alnı secdeli tüm masumlar, adalet elinin kendilerine ulaşmasını bekliyor. Suyu bulandırma amacıyla suni gündem oluşturan fırsatçılar ise, yargı reformuyla HDP/PKK’lı Selahattin Demirtaş, Gezi kalkışması finansörü Osman Kavala ve birtakım FETÖ’cülerin tahliyesi için lobi faaliyeti yürütüyor. Akit’e konuşan hukukçular, “Sesi fazla çıkanların değil gerçek mazlumların mağduriyetleri giderilsin” görüşünde birleşiyor.

İslâmi dâvâlar kapansın
Mazlumların faydalanmadığı reformun kadük kalacağını belirten Av. Cüneyt Toraman, “Sadece sesi çıkanlar değil gerçekten suçsuz olup da cezaevinde tutulan, mağdur edilen vatandaşlarımıza adalet sağlanmalıdır” dedi. Reforma Sivas mağdurlarıyla başlanması gerektiğine vurgu yapan Toraman, şunları dile getirdi: “FETÖ vesayeti kalktıktan sonra 15 Temmuz’dan sonra yapılan yargılamalarda bir sorun görülmüyor. Ancak 28 Şubat sürecinde bu ülkede masum insanlara kumpaslar kuruldu. Sivas Davası’nda 33 kişi idam cezası aldı. İdam cezası kaldırılmasa bu insanlar asılacaktı! Gezi olayları daha yeni oldu, gösteri yaptılar, her yeri yakıp yıktılar ama Sivas olaylarında bunların hiçbirisi yok. Reform yapılacaksa önce bunların mağduriyetlerinin giderilmesi, ondan sonra reform çalışmalarının ele alınması gerekir. Bu insanlar adeta cezaevinde emekli oldular. Ağaçta mahsur kalan bir kedi için bile seferber olunur, bu insanlar içeride çürüyor. Adaleti tesis edenler bu feryada kulak kabartmalı.”

5816 mağdur ordusu
Yargı reformunun, Türkiye’yi dünya nezdinde küçük düşüren 5816 sayılı Atatürk’ü Koruma Kanunu’nu da kapsaması bekleniyor. Avukat Kerami Özdemir, tarihi hakikatleri dillendirdiği için 5816 sayılı kanun nedeniyle ceza alan onbinlerce mağdurun hukuk reformu umudu taşıdığını vurgulayarak, şunları ifade etti: “Cumhurbaşkanımızın açıklamasıyla başlayan hukukta reform tartışmasında, anladığımız kadarıyla reformun temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi kapsamında olacaktır. Burada alt başlık düşünce ve ifade hürriyeti olması gerekir. Şimdiye kadar farklı hususlarda reformlar yapıldı. Hatta düşünce ve ifade özgürlüğüyle ilgili de düzeltmeler yapıldı. Ancak yıllardır Türkiye’nin prangası olan 5816 sayılı yasaya hiç dokunulmadı. Dolayısıyla yapılması düşünülen hukuk reformunun en mühim konusu 5816 sayılı kanun ve onunla bağlantılı mevzuatlar olmalıdır. 5816 sayılı kanun nedeniyle onbinlerce mağdur birikmiş durumdadır. Kimisi yayıncı, kimisi yazar, kimisi devlet memuru, kimisi iş insanı, kimisi vatandaş... Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla her sene bini aşkın insan 5816’dan soruşturma geçirmektedir. Geriye dönüp baktığımızda 1950’lerden bu yana mağdur ordusu birikmiş durumda. Özellikle darbe süreçlerinde artan bu 5816 yargılamaları, günümüzde etkisini maalesef sürdürmektedir. Hak ihlallerine sebep olan 5816’nın hukuk reformu kapsamına alınmaması büyük bir garabet olur kanaatindeyim.”

Her hukuka aykırı
Sözkonusu yasanın evrensel hukuk kaidelerine de aykırı olduğuna belirten Özdemir, şöyle devam etti: “5816 sayılı yasa kaldırıldıktan sonra, ona atıf yapan Devlet Memurluğu Kanunu’nun 125’inci maddesi, güya M. Kemal ile ilgili konuşan devlet memurların ihraç edilmesini öngörüyor. Bu madde tamamen düşünce ve ifade özgürlüğüne, temel hak ve özgürlüklerine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’ne aykırı. Bunların tartışılması ve reformla düzeltilmesi gerekmektedir.”

YORUMLAR

  • 0 Yorum