HASAN KAYA

HASAN KAYA

Yazıyorum

AYASOFYA CAMİSİ VE BAY ÖRDEK ALINGANLIĞI

26 Temmuz 2020 - 12:03

Ayasofya Camisi ibadete açılabilmesi için gerekli olan resmi prosedür ve açılış için yapılması
gereken hazırlıklar tamamlandıktan sonra 24.07.2020 tarihinde Cuma namazının kılınmasıyla
fiilen ibadete açılmış oldu. Ayasofya’nın ibadete açılması ülkemizde ve İslam dünyasında büyük
bir memnuniyet ve coşkuyla karşılandı. Koronavirüs tehlikesine ve kısıtlamalarına rağmen
binlerce insanın Ayasofya Camisine Cuma namazına katılabilmek için camiyi ve sokakları
doldurması muhteşemdi.
Bunun yanında, İslam ülkesi (!) olarak bilinmesine rağmen, kukla ve darbeciler tarafından idare
edildiği için İslami hassasiyetlerden uzak Orta doğu ülkeleri (!) ile Vatikan ve Yunanistan gibi
bazı batılı devletler ise ulusal yas ilan etti, bayraklar yarıya indirerek memnun olmadıklarını
gösterdiler…
Ayasofya’nın ibadete açılması gündeme geldiği zaman toplunun her kesiminde konu siyaset
üstü, milli bir mesele olarak değerlendirilmiş, halk arasında ve bütün siyasi partiler de hoşgörü
mutabakatı sağlanmıştı. Buna rağmen bazı kimseler sırf mıcırık çıkarabilmek için Diyanet İşleri
Başkanımızın hutbeye kılıç ile çıkmasını ve okuduğu hutbe üzerinden başlatılan, hutbede
Cumhuriyetin kurucusuna lanet okundu… İftiralarıyla zoraki çarpıtma ile kargaşa çıkarma
gayretkeşliği dikkat çekiciydi.
Diyanet İşleri Başkanımız Profesör ünvanlı, konusunda uzman bir bilim insanıdır. Neyi nasıl
yapacağını, neyi nerede nasıl söyleyeceğini bilecek kadar da bilgi ve tecrübe sahibidir.
Ayasofya’nın açılışında okuduğu hutbeyi internet ortamında tekrar, tekrar dinledim.
İtina ile hitabet disiplini içinde ilmi bir çalışmanın sonucu özenle seçilmiş bir dil ile hazırlanmış
olan hutbenin hiçbir yerinde Cumhuriyetin kurucusuna lanet okunduğu iddiasını ispat edecek
hiçbir ifade bulunmamaktadır. Bunun için de bahsi konu hakkında fikir ve bilgi sahibi olmak
isteyen ve kul hakkına girmek istemeyen herkesin Diyanet İşleri Başkanımızın Ayasofya’nın
açılışında okuduğu hutbeyi orijinalinin olmasına dikkat etmek şartıyla mutlaka dinlemelerini
öneririm.
Açık açık söylemedi, ama demek istedi, ima etti iddialarıyla fitne ve provakasyon yaratmaya
yönelik bir gayretin ürünü vahametten ibaret olan bu iddia, halk arasındaki “Bay Ördek”
alınganlığı olarak tabir edilen, ön yargı ve iftiranın tavan yapmış halinin bir sonucu olan bu
yalan, tam anlamı ile bir paranoyadan ibarettir.
Bildiğiniz gibi böyle konular ile ilgili halk arasında “Bay Ördek” alınganlığına dair anlatılan
hikâye vardır. Kendisine “ Ördek” lakabı ile hitap edilmesine çok kızan her söylenenden nem
kapan ve her konuşmaya ve harekette vahamete kapılan bir kişi olan “Bay Ördek”, samimi

olduğu ve yağmur yağdığını söyleyen arkadaşına alınganlık gösterip “Bana Ördek” dedin diye
saldırganlaşması ile aralarında kavga başlar. Arkadaşı her ne kadar “ben yağmur yağacak
dedim. Ördek lafı ağzımdan çıkmadı” demesine rağmen, “Sen bana doğrudan Ördek
demesen de yağmur yağıyor demekle “Bay Ördek” dedin. Çünkü yağmur yağınca, göl olacak,
göl olunca da ördekler yüzeceği için sen bana dolaylı olarak “Bay Ördek ” demek istedin
paranoyası içinde çırpınıp durması anlatılır ki, bugün Diyanet İşleri Başkanımızın okuduğu
hutbe ile yapılamaya çalışılan tam anlamı ile budur.
Mustafa Kemal toplumun ortak değeri olup kimsenin tekelinde değildir. Hele hele, “Mustafa
Kemalin askeri değil de generalleri olsanız ne yazar…” İle başlayan ve ağza alınmayacak galiz
küfürler ile hakaret eden HDP’liye gelecek üç beş oy için ağzını açamayanların, demedin, ama
demek istedin saçmalığı ile koro halinde Diyanet İşlerine Başkanına saldırmaları Atatürk
sevgisinden olmadığını halkın büyük çoğunluğu farkında ve konu ile ilgili yaşananları sessiz ve
derinden izliyor.
Bunun yanında birçok eski yeni siyasi açılışa davet edildikleri halde, gelmediler/gelemediler.
Katılıp katılmama konusundaki verdikleri karar kendi tercihleridir, canları sağ olsun. Ama
inanınız birçok insanımız gibi benim de gözlerim açılışta Abdullah Gül’ü aradı.
Gelmemesi/gelememesi büyük bir eksiklikti. Keşke ülkemiz ve âlemi İslam için böyle önemli bir
günde eski yeni bütün siyasi liderler Ayasofya’nın açılışına gelebilselerdi.
Bu arada davet edilmesi durumunda açılışta Ayasofya’da kılınacak olan Cuma namazına
geleceğini söyleyen Muharrem İnce, sade bir vatandaş gibi gelip, Ayasofya’nın bahçesinde halk
ile Cuma namazı kıldığına dair haberleri görünce ülkem adına çok sevindim. Ama sonrası da bu
konuda öyle bir bilgi kirliliği yaratıldı ki, Yalova’daki mahalli bir gazetenin haberine göre,
“Diyanet İşleri Başkanının daveti üzerine değil de Allah’ın daveti üzerine gidiyorum.” Diye
açıklama yaptığı yazıldı. Arkasından da ulusal bir gazetede, Muharrem İnce’nin açılışta Cuma
namazını Ayasofya’da değil de Sultanahmet’te kıldığına dair haber yayınlandı ki dikkate değerdi.
Dünya görüşlerimiz farklı olsa da Muharrem İnce’nin bu davranışı gerçekten ince bir davranıştı.
Türk halkı artık kavga ve kaos istemiyor. Birbirinin özgürlüğüne, inancına, yaşamına ve fikrine
zikrine saygı gösteren anlayışın hâkim olmasını istiyor…
Bağırıp çağıran, birbirleri ile kavga eden, rutubetten nem kapıp “Bay Ördek” alınganlığı ile halkı
galeyana getirmeye çalışanların devri artık kapanıyor…

YORUMLAR

  • 0 Yorum