• Reklam
HASAN KAYA

HASAN KAYA

Yazıyorum

BARINAMIYORUM DİYENLER VE BOĞAZİÇİ 

08 Ekim 2021 - 08:26


Dünyamızın üzerine bir karabasan gibi çöken korona virüs, alınan tedbirler ile tam olarak olmasa da etkisini yavaş yavaş kaybetmeye başladı. Bunun için de tedbir amaçlı konulmuş bazı kısıtlamalara kontrollü bir şekilde son verilmeye başlandı.  
 

Bu bağlamda alınmış olan en önemli karar, orta öğretimde 18 milyon, yüksek öğrenimde 8 milyon öğrenci olmak üzere ortalama toplamda 26 milyon öğrenci ile ara verilen eğitim-öğretime tekrar başlanması oldu ki bence bu ülkemiz için önemli ve en güzel gelişmeydi. Çünkü ülkemizin geleceğini şekillendirecek gençliğimizin hayata hazırlanması için eğitim-öğretime başlanılmasına gerçekten çok ihtiyaç vardı. 
 

Uzun süren karantinadan sonra bu güzel gelişmeler üzerine “Felaket Tellallığını” karakter, meslek ve siyasi yaşam tarzı haline getirmiş olan kaos tacirleri ara verilen yüz yüze eğitime başlanacak olması nedeniyle korona etkisi ile oluşan kısa süreli karmaşayı ve şaşkınlığı “fırsatı ganimete çevirmek” adına hemen devreye girdiler. 
 

Üniversite öğrencilerinin barınma sorunu olduğundan bahisle parklarda, banklar üzerinde yatan ve Boğaziçi’ndeki mevcut kargaşa üzerinden ateşlenen ve Rektörün aracına saldıran, üzerine çıkıp tepinen sözde öğrenci gösterilerine şahit olduk. 
 

Henüz üniversite ve yurtlara kayıt işlemlerinin/yerleştirmelerin devam ettiği bir süreçte barınma sorunu olduğunu bahane ederek öğrenci gösterilerinin başlaması önümüzdeki günlerde bizleri nelerin beklediğinin bir nevi habercisi gibi değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. 
 

Bir kaşık suda fırtına koparmak için başlatılan öğrenci gösterilerinin üzerinden çok geçmeden işin rengi ve “meselenin üzüm yemek olmayıp bağcı dövmek” olduğu gerçeği anlaşıldı. Gösteriye katılanların alınan ifadelerinde ve yapılan araştırmada gösteriye katılanların birçoğunun öğrenci olmadığı, öğrenci olanlarında yurt başvurusu ve barınma sorunu olmadığı anlaşıldı. 
 

Peki, durduk yerde önce barınma sorunu sonrasında da Boğaziçi’nde başlayan Rektörün aracına saldırılmasına kadar varan bu öğrenci gösterilerinin arkasındaki gerçek maksadının ne olduğunu anlamak için bu gösterilerinin önünün arkasının, ülkemiz şartlarının ve çıkarılmak istenilen kaos ortamı ile varılmak istenilen hedefinin ne olduğunun çok iyi okunması gerekiyor. 
 

Üniversitelerde barınma sorunu için bankların üzerinde yatan, slogan atan, açıklama yapan göstericilerin birçoğunun öğrenci olmadığı, öğrenci olanlarında barınma sorunu olmayan kişiler olduğu anlaşıldığı halde banklarda yatarak gösteri yapıldığı haberleri ile birlikte bazı basın yayın organlarında peşin sıra İstanbul, Ankara ve Tunceli Belediye Başkanlarının “şehrimizde öğrenim gören hiçbir öğrenciyi sokakta bırakmayacağız” mahiyetinde algıya yönelik yapılan haberler ilginçti.  
 

Hangi partiden olursa olsun bütün belediye başkanlarının ayrım yapmadan kentlerinde eğitim-öğretim gören öğrencilere sahip çıkması, sorunları ile ilgilenmesi görevi olmasına rağmen bu konuda hassas davranıp ilgi gösterilmesi takdir edilecek bir davranıştır. Ancak olmayan barınma sorunu üzerinden gösteriler organize edilmesi, ardından da “tavşana kaç tazıya tut” kurnazlığı ile gündem oluşturulması, zorlama oluşturulan bu gündem ve sorun ile algı üzerinden hizmet teşhiri ve oy devşirilmeye çalışılması ahlaki olmadığı gibi siyaseten de hiç etik değildir. 
  

Reklam kokan ucuz ve düzmece siyasi cazgırlıklar artık halkta karşılığını tepki olarak buluyor. Çünkü birçok öğrenci ve ailesi birlikte üniversiteye ve yurtlara yerleştirme işini bizzat kendileri yaptıkları ve takip ettiği için gelişmeleri yakından biliyor ve görüyor.  
 

Taşra kentlerinde eğitim-öğretim gören üniversite öğrencilerinin misafir olarak görülmesi gerekirken müşteri gibi görülmesi maalesef ülkemizin bir gerçeği. Üniversitelerin eğitim -öğretime başlaması ile ev kiralarının artması savunulacak bir durum değil. 
 

Bunun yanında barınamıyorum veya Rektörü istemiyorum diye Rektörün aracına saldırılması ve üzerine çıkılıp tepinilmesi de tasvip edilecek bir durum değildir. 
 

Günahı, sevabı; iyisi ve kötüsü ile üniversitelerde bizim, öğrencilerde bizim. Ülkemizin ve geleceğimizin teminatı olan pırıl pırıl gençlere güvenmemiz lazım. Ancak aralardaki kışkırtıcı ve provokasyonlara dikkat etmek gerekir ki masum istekler ile başlayan gösterilerin rengi zamanla değişmesin. 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum