• Reklam
HASAN KAYA

HASAN KAYA

Yazıyorum

BAŞÖRTÜ-TÜRBAN VE KUŞKU

01 Ocak 2021 - 12:23

Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik... Sonunda bir de baktık ki başladığımız yere tekrar geri dönmüşüz... Yıl 2021 ama maalesef ülke olarak bizim gündemimiz ve konumuz : “Başörtü/Türban...”

Bunun böyle olacağı belliydi, çünkü perşembenin gelişi çarşambadan anlaşılmıştı. Çünkü İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerini İmamoğlu’nun CHP’den kazanması ile birlikte cılız sesler halinde “Türbanlı belediye çalışanı istemiyoruz” itirazları dillendirilmeye başlanmış ve Genel Sekreter Yardımcısı “İtfaiyeci Teyzemiz” kurum personeli ile yaptığı toplantıda başörtülü belediye çalışanlarına, kokuyorsunuz, bunları İtfaiyeciler ile tanıştıralım gibi insanlık ve ahlak dışı sözler ile aşağılaması başörtü/türban için kâbus dolu günlerin habercisi gibi idi

Bunun yanında hiç gereği yok iken, Türkçe Ezan, Kur’an tartışmaları... Charlie Hebdo dergisinin karikatüristi Plantu’nun Sivas-Madımak benzeri provokasyonunu hatırlatan aymazlık ile şeref misafiri olarak İzmir’e davet edilmesi toplumu bir hayli gerdi.

CHP Eski Milletvekili, Eski Kültür Bakanı/Devlet Bakanı Fikri Sağlar Halk TV’de katıldığı programda: "Türban irticai faaliyetlerin şeriat isteyenlerin üniformasıdır, başörtüsü yüzyıllar boyunca Anadolu'da bir geleneksel giysidir arada fark var." "Kendimden söylemek istiyorum ben yargılandığım zaman türbanlı bir hâkimin karşısına gittiğimde benimle ilgili haklarımı koruyacağı ve adaleti yerine getirebileceği konusunda kuşkum var." Diye nefret söylemi içeren 28 Şubat’ı çağrıştıran, toplumun kabuk tutmuş yaralarını kanatacak olan tartışmayı başlatması hiç şık olmadı.

HDP- CHP de dahil olmak üzere bütün siyasi partiler de başörtülü/türbanlı milletvekilleri, partilerin yönetim ve diğer kurullarında görev almış birçok bayan üyenin olması, türban ve başörtüsü ile ilgili ön yargıların yıkıldığını, bu konudaki gereksiz tartışmaların geri de kaldığını zannetmiş, gündemimizden çıktığı için sevinmiş ve toplum olarak rahatlamıştık. Oysaki bugün başörtü/türban ile ilgili saçma sapan nefret söylemlerini duyduğumuzda başörtü /türban ile ilgili saplantıların numunelik bir kesimde aynen devam ettiğine yaşayarak şahit olduk.

Beyaz Türklerden mutlu azınlık kuşku duymaya başlamış, bu sihirli sözcüğü elit(!) kesim de dillendirmeye başlamış ise her on yılda bir başlayan kuşku isteri nöbetlerinin tekrar başladığının resmidir. Bu isteri nöbetleri başladığı zaman önce toplumun başına çorap örmeye başlanır, sonrada ördükleri çorabın arkasını çorap söküğü gibi getirmek için milletin anasından emdiği sütü burnundan getirirler.

Çorabı örmeye başladıkları zaman; halkın dini ve milli bütün değerlerinden kuşku duymaya başlarlar, bunu ilmek ilmek zihinlere işlerler...

İkinci perde olarak sokaklarda nereden ve nasıl geldiği belli olmayan, camide cemaatte görmeye alışık olmadığınız, normal hayatlarında modern (!) giyimli, çorap örmek için sokağa çıktıklarında sakallı, sarıklı cübbeli, eli bastonlu mürteci görünümlü sokakları turlayan, acayip tipleri ile meçhul insanları sıkça görmeye başlarsınız.

İrticanın hortlamaya başladığına örnek olmak üzere Şeyh, Mürit, Fadime-Müslüm benzeri yardımcı oyuncular ile kuşkunun korkuya dönüşmesi için toplum mühendisliği faaliyetleri başlar...

Gazeteler “Genç Subaylar Rahatsız” başlıklarını atarlar. Yapılan mitinglerde “Ordu Göreve” pankartları açılır...

Sincan da demokrasiye balans ayarı yapmak için tanklar ardın sıra yürütülür...

Hükümet düşürülür, ekonomi iflas eder, bankaların içi boşaltılır... Sonrası mı? Sonrasını Allah (C.C) bilir, ama Allah (C.C) bu millete ikinci bir 28 Şubat’ı yaşatmasın...

Şimdi ki senaryoda belki de birkaç rötuş ile değişiklik yapmış ve günümüze uyarlamış olabilirler, ama  Cemaziyelevvellerini çok iyi bildiğimiz, sözde özgürlük ve insan haklarından dem vuran, konuşurken mangalda kül bırakmayan, icraata geldiğinde ise faşistlere rahmet okutan memleketimin sözde güzide sosyal demokratlarını çok iyi bildiğimiz için kuşku duyma söylemlerin memleketin hayrına olmayacağına hiç şüpheniz olmasın...

Başörtü/Türban üzerinden kuşku duyan aslan sosyal demokratların kuşkularını nasıl bertaraf edebiliriz diye sakın kafanızı yormayın. Boş yere kendinizi üzdüğünüz ve yorulduğunuz ile kalırsınız. Memleketimin güzide sosyal demokratları kuşku isteri  nöbeti başlamışsa buna hiçbir şey engel olamayacaktır. Birde kuşku duymanıza  gerek yok dediğinizde kavga eden küçük eniştenin kavgayı ayıranlara yaptığı gibi tutmayın beni kuşku duyacağım diye cesaret naraları atacağını unutmayın...

Bu nedenle sizde kuşku duyma hakkınızı kullanarak, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun başörtü/türban ile ilgili gelişmelere verdiği sert ve demokrat görünümlü tepkinin özde mi sözde mi olduğun emin olmak için, Sağlar kötü polisi, Kılıçdaroğlu iyi polisi rolü ile birinin seçmene diğerininse bir yerlere topuk selamı ile mesajlar mı verildi? Veya CHP’deki yangını perdelemek için gündem mi oluşturuluyor diye kuşku duyun...

Birde kuşku duymasanız da Abdurrahman Dilipak’ın yazısının içinde geçen bir sözcük için aşırı derece tepki gösteren ve yurdun her yerinde mahkemelere müracaat eden “Başörtülü/Türbanlı Bacılarımızın” Fikri Sağların söylediği sözlerini neden görmezden geldiklerini veya sessiz kaldıklarını irdelemenizi öneririm...
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum