• Reklam
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
  • Reklam
HASAN KAYA

HASAN KAYA

Yazıyorum

EMEKLİ AMİRALLER'İN BİLDİRİSİ

05 Nisan 2021 - 23:30

103/104 Emekli Amiral “Bir gece ansızın gelebiliriz...” fon müziği eşliğinde sanki gündüzler çuvala girmişçesine yangından mal kaçırırcasına gecenin şerrinde yayınladıkları “Yüce Türk Milletine” diye başlayan “yoksa” diye devam eden muhtıra ağızı ile yazılmış bildirinin yayınlanması siyasi gündemin bir anda gerilmesine neden oldu.

Türkiye darbelerden, muhtıralardan, bildirilerden; genç ve ihtiyar subayların olur olmaz rahatsız olmalarından çok çekti. Bunun yanında Cumhuriyeti koruma ve kollama görevini yerine getirmek için yapıldığı iddia edilen askeri darbeleri yapanlara, ABD’nin “Bizim Çocuklar başarmış” diye sahip çıkması nedeniyle muhtıra ve darbelere mesafeli duruyor. Bu nedenle de darbe ve muhtırayı çağrıştıran her türlü kapı gıcırtısından rahatsız oluyor, haklı olarak tepki gösteriyor.

Bu olaya haklın büyük çoğunluğu tepki gösterirken buna karşılık “Amiraller Onurumuzdur” diye sahip çıkan, bildirgenin altına imza atacağını söyleyerek desteğini bildiren ve Emekli Amiraller oltaları ile mi darbe yapacaklar gibi paylaşım yaptılar. Bunun yanında CHP’li eski vekillerin de bir bildiri ile Amirallere destek çıkması ile işin rengi ve yönü değişti.

Bu ve buna benzer algıya yönelik toplumsal olaylarda cambaza bakmaktan ziyade halının altına dikkatlice bakılması gerektiğine, arka planının iyi değerlendirilmesine inananlardanım.

Bu tür bildiri ve kalkışmaların olmazsa olmaz alt dolgusu irtica figürü olarak üniformasının üzerine cübbe ve sarık giyerek tarikat evine gittiği iddia edilen Tuğamiral’in fotoğrafının servis edilmesini çok anlamlı ve üzerinde düşülmesi gereken bir ayrıntı olarak buluyorum.

28 Şubat da Müslüm-Fadime; Kalkancı- Emire figürleri gibi bu ve benzeri sarık ve cübbe figürü ister istemez, kurgu ihtimalini akıllara getiriyor. 

Montrö ve Kanal İstanbul...Acılı soslu biraz irtica söylemleri ile süslenmeye çalışılan bir bildiri ve arkasından çorap söküğü gibi gelen karman çorman ilişkiler ağı...

Montrö Anlaşması Boğazlardan geçişi ve uluslararası hukuku ilgilendiriyor, bunun yanında Kanal İstanbul ise yalnız ülkemizi ilgilendiren bağımsız olarak bizim hükümetimizin ve devletimizin karar vermesi gereken bir konu iken neden mütareke ağızı ile ilgisiz bir şekilde Montrö Sözleşmesine payanda edilerek niçin engellenmeye çalışıldığının cevabını bulamıyorum. 

Süveyş Kanalı ve Dünyada birçok İstanbul Kanalı benzeri kanal açılabiliyor amma sıra İstanbul’a geldiğinde, kuşların göç yolu, fırıldakların yörüngesi, güneş ışıklarının yansıması, balıkların göçü, hamsilerin istilası gibi sözde ve gülünç çevreci söylemler ile Kanal İstanbul tu kaka yapılıyor.

Kanal İstanbul için soyut kavramlar üzerinden bir kaşık suda fırtına koparılıyor ve bu fırtınanın kasırgaya dönüşmesi için bütün argümanlar seferber ediliyorsa durup düşünmek gerekiyor.

Boğaziçi’ne Rektör atanıyor, öğretim üyeleri ve öğrenciler karşı çıkıyor, gösteri yapıyorlar, bildiri yayınlıyorlar kıyısından köşesinden illaki bir yerlerden Kanal İstanbul yapılmasın talebi dillendiriliyor.

Şimdi aklı selim olarak düşünelim 103/104 Emekli Amiralin gece yarısı yayınladığı bildiri toplumu germekten ve rahatsız etmekten başka ülkemize ne kazandırdı?

Bu bildiri toplumu germek ve mütedeyyin insanları rahatsız etmekten başka ne işe yaradı? İç ve dış siyasette bir sürü sorun ile başa çıkmaya çalışan ülkemizin hangi sorununu çözdü? Hangi yarasına merhem oldu?

Durduk yerde hiç gereği yokken insanlar ikiye ayrıldı. Kimisi bildiriyi demokratik(!) bir eylem olarak gördü. Kimisi de bildiriyi yersiz gördü ve darbe iması ile muhtıra olarak değerlendirdi ve tepki gösterdi. TV’ler de konu ile ilgili olarak yapılan tartışma programlarımdaki katılımcılar bu konuyu ateşli ateşli tartıştılar, masaları yumrukladılar.

Konu ile ilgili Cumhurbaşkanın açıklamasından sonra göz altı ve soruşturmalar başladığı için işin rengi değişmeye başladı. Bildiriye ve Amirallere destek verenler ağız değiştirdiler. Bildiriyi ve Amiralleri İYİ Partiye ihale edip aradan sıyrılma dönüşleri ve çabaları başladı. Demedi demeyin bu pilav çok su kaldırır...
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum