HASAN KAYA

HASAN KAYA

Yazıyorum

Heykel provokasyonları...  

10 Şubat 2022 - 12:01

Heykel provokasyonları...  
   
                                                Hasan KAYA     
  
  
Kuzunun kurdun suyunu bulandırması ile ilgili hikâyeyi birçoğunuz bilirsiniz.  
  
Günümüzdeki heykel provokasyonları ile bağlantılı olmak üzere hatırlamak babında bu hikâyeyi tekrarlamak istiyorum...  
  
“Dere kenarında suyun akıntısına göre kurt yukarıda, kuzu da aşağısında su içmektedirler.  

  
Kurt; kuzuya: "Sen neden benim suyumu bulandırıyorsun?" Diye çıkışır...  
  
Kuzu sakin ve edeplice: "Sayın kurt! Allah'tan kork, benim bulandırdığım su sana doğru akmıyor, aşağıya doğru akıyor. Kaldı ki suyu bulandıran sen ve senin üstündeki çakallardır...Sizin bulandırdığınız su bana doğru akıyor." Diye cevap verir...  
  
Kurt, kuzunun söylediklerini duymazdan gelir. Çünkü gerçekleri duymak işine gelmez.  
  
Kurt kuzuya kafayı takmıştır. Bu defa "Sen geçen sene de benim anneme küfür etmiştin " Diye hiddetlenir.  
  
Kuzu, bu iftira karşısında; "Sayın kurt, ben geçen sene daha hayatta bile değildim. Senin annene nasıl küfür etmiş olabilirim? Olsa olsa yanındaki çakal senin annene küfür etmiştir. Bak şimdi de cavlayıp duruyor" Diye cevap verir.  
  
Kurt: “Olsun o bir çakal... Biz onunla ayni familyadanız/ittifaktanız...O benim suyumu da bulandırır, anneme de küfür edebilir...Ona ses çıkarmam. Şimdi ben seni yiyeceğim o nedenle de   en azından bir bahanem olsun istedim." Der ve kuzuya saldırır ama çoban tam zamanında çıkagelir, kurt ve çakalların bahaneleri, tezgâhları boşa çıkar...  
  
Emperyalist güçler de derenin suyunu kendileri/taşeronları vasıtası ile bulandırıp sonrada kuzuya suyumu bulandırdın diye saldırırlar. Bulandırdıkları suda da balık avlamak misali saçma sapan bahaneler ile memleketleri işgal edip talan etmektedirler...  
  
İkiz kulelere kendileri saldırdılar ama suyu bulandırdın diye Afganistan'ı işgal ettiler...Yıllarca burasını talan ve darmadağın ettikten sonrada işleri bittiği zaman çekilme görüntüleri hala hafızalardan silinmemiştir. 
 
Kazakistan ve Ukrayna da aynı tezgâh kuruldu ve üzerinde çalışılıyor... 
  
Dün saldırdılar, bugünde saldırıyorlar, yarında saldıracaklar...  
  
Suyumu bulandırdın benzeri bahaneler ile İslam ülkelerini işgal ve talan ettiler...   
  
Ülkemizde de işgalci küresel güçler kaos ortamı oluşturup suyumu bulandırdın bahanesi ile demokrasi getirebilmek için sabırsızlandıkları biliniyor.   
 
Bunun zeminini hazırlamak içinde her gün bahane olsun diye sayısız çirkin provokasyonlarına bıkmadan usanmadan yenilerini ekliyorlar...  
  
12 Eylül de gençleri birbirine sağcı solcu diye kırdırdılar...  
  
Sivas Madımak Otelini yaktılar... Dinciler yaktı dediler...  
  
Erzincan Başbağlar ’da katliam yaptılar, kulaklara da Sivas’ın intikamı alındı fitnesini üfürdüler...  
  
Fadime Şahin-Müslüm Gündüz çirkin senaryosu ile 28 Şubat'ta yüzlerini gördük...Çirkeflikte nasıl sınırsız olduklarına şahit olduk…  
  
15 Temmuz kalkışmasını, e-muhtıraları gördük...  
  
Listeyi uzatabiliriz...  
    
Son olarak da Samsun’daki Atatürk ve Edirne-Uzunköprü'deki Adalet heykel/anıtına saldırdılar, sosyal medya paylaşımı ile dinciler yaptı diye algıya kalkıştılar…  
  
Diğer olayların birçoğunun failleri meçhul kalmıştı ama bu defa Samsun’da ve Edirne’de failler suç üstü kıskıvrak yakalandılar...  
  
Saldırganların birisi akıl hastası, diğerleri ise, uyuşturucu bağımlısı, suç dosyası kabarık, saldırı yaptıklarında sarhoş oldukları dinle diyanet ile ilgisi ve alakaları olmayan tipler olduklarını cümle alem gördü.   
  
Olayın düzmece olduğu her halinden belli olmasına, “sadece ben provokasyonum diye noter tasdiki eksik olan” böylesi bir olayda dahi hayali kurgu ve sanal düşman üzerinden mütedeyyin insanlarımız suçlandı...  
  
  
  
Elde bilgi yok belge yokken, suçlular yakalanmış adalete teslim edilmiş iken hala daha dinciler yaptı. Arkalarında kimler olduğunu, kimden cesaret alarak yaptıklarını çok iyi biliyoruz gibi öznesi gizli, maksadını aşan cümleler ile yapılan ithamların algı ve iftira amacı ile üzüm yemek yerine bağcı dövmek mantığından hareketle yapıldığı bilindiği içinde artık kimse provokasyon olduğuna şüphe olmayan ve kurmaca kokan böylesi iddiaları dikkate almıyor...  
  
  
“Mustafa Kemal’in askerleri değil, generalleri olsanız ne yazar... İt sürüleri” diye bağıran terör örgütü ile arasına mesafe koyamamış, DP’li Sırrı Süreyya Önder’e, sonrada Tunceli’de Batman’da Şırnak’ta 8 Atatürk heykelini yakanlara ve saldıranlara tepki göstermeyenler, saldırganları failleri tutuklanmış isimleri belli olan böylesi çirkin ve menfur saldırı üzerinden bu ülkede hiçbir suçu ve günahı olmayan mütedeyyin insanları mesnetsiz olarak suçlamasını kimse inandırıcı ve samimi bulmuyor… 
  
  
   
Atatürk’ün kurucusu olduğu CHP’nin İl Başkanı Kaftancıoğlu Atatürk demekten imtina edebiliyor ona kimse bir şey demiyor/diyemiyor ama mütedeyyin insanlar hiçbir şey yapmadıkları halde yalan ve iftiralar ile suçlanması artık toplumun dikkatinden kaçmıyor.  
  
  
Toplum olarak birlik ve beraberlik içinde olmamız gereken böylesi kritik bir dönemde, kendi içimizde bağcı dövmek ile meşgul iken kurtlar, çakallar suyumu bulandırdın bahanesi ile saldırmak için etrafımızda dolaşıyorlar... Burnumuzun dibine yığınak yapıp askeri üstler kuruyorlar. Bunun yanında içimizde kanayan, kanatılan kangren olmuş bir PKK belası var...  
  
Bizler, yeni dünya düzeninin kurulduğu bu müesses nizamdan pay alabilmek ve daha az zarar görmek için herkesin kılıçları çektiği günümüzde devlet-millet olarak her zamankinden daha birlik içinde olmamız gerekiyor...   
  
  
Ne demek istediğimi görsel olarak görebilmek için Dünya Haritasını önünüze açın ve Türkiye eksenli dünyadaki ve   sınırlarımızda yaşananları içimizdeki PKK gerçeği ile bir kere daha gözden geçirin...

"Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın"
 
 
 
 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum