HASAN KAYA

HASAN KAYA

Yazıyorum

İMAM-HATİP LİSELERİ

09 Eylül 2020 - 22:44

İmam-Hatip Liseleri açıldıkları ilk günden başlamak üzere hep birilerini rahatsız
etmiştir. Bu nedenle de bazıları din öğretisi açısından tehlikeli
bulmuşlar, ““Cumhuriyet Hocası” yetiştiriyor diye mezunlarını arkasında
namaz kılınmaz insanlar olarak damgalamışlardır.  Başka taraftan diğer kesim
ise, “Cumhuriyet karşıtı öğrenci” yetiştiriyor vahameti ile İmam-Hatip
Liselerini ve mezunlarını tehlikeli görmüş, saçmalık derecesinde ki faşist
uygulamalar ile önlerini kesmeye çalışmıştır.  
Bütün bunlara rağmen halk, İmam-Hatip Liselerinin samimiyetine inanmış,
güvenmiş bu nedenle de okuluna sahip çıkmıştır. Bugün rahmetle andığımız ve
hayırla yad ettiğimiz birçok hayırsever insanımız yarışırcasına bu okulların
kurulmasına ve yaşamasına destek olmuştur. Kimisi İmam-Hatip Lisesi
yapılması şartıyla arsasını bağışlamış, kimisi kestiği kurbanın derisini bütün
baskılara rağmen vermiş, el birlik yurdun her yerine İmam-Hatip Liselerini ve
öğrencilerinin kalacağı yurtların yapılmasına yardımlarını esirgememiş ve
desteğini hiç eksik etmemiştir.  
 
Lise müfredatına ilave olarak İslam dininin temellerinin öğretildiği dersler
okutulan İmam-Hatip Liseleri için T.C. Millî Eğitim Bakanlığının lise dengi
okul sayıldığına dair diploması verilmesine rağmen, mezunlarının haksız yere
Üniversite girişlerinde puanları silinmiştir. Birçok bölüm ve mesleğe girişleri
yasaklanmış, yersiz ve adaletsiz uygulamalar ile hakları gasp edilerek önleri
kesilmiştir.  Diğer lise mezunlarının 3 puan ile girdiği yerlere İmam-Hatip Lisesi
mezunları ancak 5 puan alarak girebilmişler, bazı mezunlar da İmam-Hatip
Lisesini bitirdikten sonra ilave olarak lise diploması alarak üniversitelerin
istedikleri bölümüne girebilmişlerdir.
 
Bütün bu engelleme ve ön kesmelere rağmen, halk İmam-Hatip Liselerinin
eğitim, öğretiminden ve yetiştirdiği öğrencilerinden memnun olduğu için
çocuklarını bu okullara göndermişlerdir. İmam-Hatip Liselerinden mezun olan
öğrenciler de bu gayret ve sevgiye layık olabilmek adına eğitimlerini
tamamladıktan sonra çeşitli  meslek dallarındaki  yaptıkları hizmetleri ile halkın
takdirini kazanmışlardır. 

Hal böyle olmasına ve  artık Türkiye  İmam-Hatiplileri öğrendi ön yargılar
yıkıldı dediğimiz bir zamanda Erol Mütercimlerin Tarikat ve Cemaatlerin
tartışıldığı TV Programında İmam-Hatip Lisesi mezunları hakkındaki sarf ettiği
çirkin yakıştırmalar bardağı taşıran son damla oldu.
 
İmam-Hatipler sözde ve çakma tarikat ve cemaatlerin korkulu rüyası olmasına
rağmen, din ve diyanet ile uzaktan yakından alakası olmayan merdiven altı
şaklabanlarının tarikat şeyhi gibi gösterilerek sırf İslam'a saldırmak için
tezgahlandığı apaçık, şek ve şüphesiz ortada iken, senaryonun tarikat şeyhi
figüran oyuncusu ile mezunlarının ayni programda isimlerinin yan yana
zikredilmesi kabul edilebilir bir durum değildir.
   
Sözde ve çakma tarikat şeyhi kılıklı insanlar rollerini istedikleri kadar kusursuz
ve ustalıkla oynasalar da İmam-Hatip Camiasında tutunabilmeleri ve kabul
görmeleri mümkün değildir. İmam-Hatip mezunu veya belli bir dönem eğitim ve
öğretim görmüş olan hiçbir öğrenci sözde ve çakma    şeyh veya cemaatin ağına
düşmez...
 
Bu nedenle, mensubu ve mezunu olmakla iftihar ettiğim ve gurur duyduğum,
İmam-Hatip Lisesi mezunu olarak, Erol Mütercimlerin haddi aşan sözlerinden
dolayı kınıyorum. Konu ile ilgili özrünü de kendi şahsım adına kabul ediyorum. 
Biz İmam-Hatiplisi, Liselisi, Üniversitelisi, inançlısı, inançsızı, doğulusu,
batılısı, kuzeylisi, güneylisi ile bir bütün olarak Türkiye’yiz. Biz birbirimizi
anlamak, kabullenmek ve insanımıza saygılı olmak zorundayız. Kavgayla,
birbirimize hakaret ederek, didişerek hiçbir şey kazanamayız. 
Kendi içinde milli birlik ve beraberliğini sağlayamamış, bu nedenle de
darmadağın olmuş çevremizdeki İslam coğrafyasında yaşananlardan ibret
almalıyız.  
Batılıların demokrasi(!) getirmek adına ülkeleri işgal edildiği için yerini,
yurdunu, malını, mülkünü terk edip mülteci olmuş, sokaklarımızdaki aç
sefil ülkesindeki savaşın bitmesini bekleyen mültecilerden rasgele bir tanesine
ülkesinde ki zulmü anlatmasını isteyin ve sabırla dinleyin... Veyahut konu ile
ilgili yazılmış bir kitabı, mesela: “Salyangoz/Suriye Zindanları- Bir Casusun
Günlüğü”  isimli kitabı okumanızı tavsiye ederim... 
 
Batılıların, Arap Baharı diye yutturdukları kalkışmalar ile daha çok özgürlük ve
refah ümidiyle sokaklara dökülen insanların bugün nasıl bir çıkmaz ve acıklı bir
duruma düştüklerini görüp ibret almak gerektiğini düşünüyorum. 

Ülkemizde de Çakma Şeyhler, çakma senaryolar boş yere yazılıp sahneye
konulmuyor... Ülke olarak biz Amerikalıların “Bizim çocuklar” dediği
oyuncular ile gösterime koyduğu  bu filmleri 27 Mayıs'ta, 12 Eylül'de, 28
Şubat'ta... 15 Temmuz da gördük...  
İmam-Hatipliler olarak haklı olduğumuz tepkimizi Erol Mütercimlere
gösterdik... Erol Mütercimler de özür diledi.  Dava açmak isteyen veya tepkisini
sürdürmek isteyen arkadaşlarımız tabi ki dava açabilir, tepkisini göstermeyi
sürdürebilir; ancak sulh her zaman hayırlıdır.
Allah (C.C) bağışlayandır, bağışlayanı da sever.

YORUMLAR

  • 0 Yorum