• Reklam
HASAN KAYA

HASAN KAYA

Yazıyorum

Katil arayan doktor ve...

08 Temmuz 2021 - 11:08 - Güncelleme: 09 Temmuz 2021 - 17:36

Şırnak'ta görev yapan Çocuk Doktoru Osman Büyükşen’in Anası ve Babası Konya’nın İsmil Mahallesindeki evlerinde öldürülmüş... Cinayetin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına rağmen failleri bulunamamış. Bu nedenle de cinayet dosyası kapatılmış veya kapatılmak üzere.

Genç doktor, ihmal ve muammalar ile dolu ana-babasının katil/katillerinin bulunması için elinden gelen gayreti göstermiş, çalmadık kapı, müracaat etmediği makam kalmamış. Katil/Katilleri kendi çabası ile bulabilmek ve olayı aydınlatmak için doktorluk mesleğini bırakmak istemiş, Korona nedeniyle istifası kabul edilmemiş, ücretsiz izin talebi de uygun görülmemiş...

 

Kayıpları ve katilleri bulmak ile ünlenmiş -işin ilginç tarafı ise karanlıkta kalan, faili meçhul cinayet ve olayları aydınlatan- Müge Anlı’nın programına çıktı.

 

Genç Doktor Ana-Babasının katilini aramaktan, kapıların yüzüne kapanmasından o kadar yorulmuş ki canlı yayında dayanamadı ve sinir krizi geçirdi. Feryat etti. Canlı yayındaki çığlığı duyuldu ve cinayeti çözmek üzere özel ekip kuruldu.


***
Kamuoyu ana-babası öldürülmüş genç doktora, kardeşlerinin durumuna üzülüyor ve katili merak ediyor iken; sosyal medyada, yazılı ve görsel basında doktor kontrolünde yapılması gereken “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları” denetimsizlik nedeniyle merdiven altına inince işkenceye dönüştüğü başlığı ile Elâzığ'dan ilginç bir haber gündem oldu.

 

Elâzığ'da yaşayan 25 yaşındaki erkek hasta, bel ağrısı şikâyeti ile doktora gidiyor. Hastayı muayene eden Ortopedi Uzmanı, gördükleri karşısında büyük şaşkınlık yaşıyor. Çünkü tıpta uygulaması ve açıklaması mümkün olmayan ve bırakın insana hayvanlara bile yapılamayacak vahşice hastanın belinden iki adet delik açılmış ve deri altından çamaşır ipi geçirilmiş. Hastanın şikâyetini tedavi edeceğini söyleyen, hiçbir eğitimi olmayan birinin bunu yaptığı bunun sonucu da hastanın belinde enfeksiyon geliştiği belirleniyor...
***
Çanakkale Tabip Odası da Marmara ve Ege’deki yaşanan müsilaj sorununu halk sağlığı açısından tehlikeli gördüğü için basın açıklaması ile: “yaşanan problemin onlarca yıldır denizi kirletmenin, hor kullanmanın, kâr hırsına kurban etmenin bir sonucu olduğu” ifade edilerek “10 Maddelik Acil Eylem Planı” önerisinde bulundu.
Buraya kadar her şey normal. Ancak 10 Maddelik önerinin üçüncü maddesindeki ... “3. Bu sorunu daha da büyüteceği görülen İstanbul Kanalı projesi derhal iptal edilmelidir.”... İbaresi dikkat çekiciydi.


Çanakkale küçük, şirin, insanların saygı sınırları içinde fikirlerini özgürce söyleyebildiği demokrasi kültürü gelişmiş bir yer. Herkes neredeyse birbirini tanıyor. Yapılan açıklamaları duyuyor ve okuyor. Musilaj ile ilgili hassas davranıp halkın sağlığı ile ilgili endişelerini dile getiren Çanakkale Tabip Odası, İstanbul Kanalı ile ilgile fikir beyan edinceye kadar, mikrop yuvası olan Çanakkale’yi ikiye bölen yıllarca kronik sorun haline gelmiş Sarıçay ile ilgili sağlık açısından şimdiye kadar hiçbir açıklama yapmaması  ve Çanakkale Hastanelerinde ki şikayetler ile ilgili ve  “Yoğun Bakım Üniteleri” ile ilgili sorunlarla ilgilenselerdi çok daha yerinde bir davranış olurdu görüşü Çanakkale halkı arasında konuşulmaya başladı ki  açıklama ile ilgili  “mesele üzüm yemek değil bağcı dövmek” görüşü ağırlık kazandı.

***

Bahsi geçen ilginç üç olayın öznesi de “Doktor”. Pandemi gibi özel ve kritik bir süreçte yaşanan bu olaylar sizce normal mi?

Şırnak'ta görev yapan çocuk doktoru, ana-babasının katilini aramak için hukuk mücadelesi veriyor. Kapılar yüzüne kapanınca da kendi tabiri ile niye izliyorsunuz dediği programa ana-babasının katilini aramak için kendisi çıkmak zorunda kalıyor ve sinir krizi geçiriyor. Sonra da cinayeti araştırmak üzere özel ekip kuruluyor...

Elazığlı genç ise belindeki ağrısı nedeniyle Ortopedi Uzmanına gitmesi gerekirken, merdiven altında tedavi ettirmek üzere kırık çıkıkçıya gidiyor.  Belini iki taraftan deliyorlar ve çamaşır ipi geçirip çekiyorlar ki... Sonrası malum...

Meslek örgütleri, sendikalar, dernekler, sivil toplum kuruluşları tabi ki olmalı. Fikirlerini söyleyebilmeli, taleplerini her makama iletebilmeli... Amma ille velakin dünyanın her yerinde benzeri kanallar var iken, ÇED Raporu ve görüşleri alınmış “Kanal İstanbul” ile ilgili muhalif siyasi görüş doğrultusunda: “Bu sorunu daha da büyüteceği görülen İstanbul Kanalı projesi derhal iptal edilmelidir.” maddesinin araya sıkıştırılmasını, şimdiye kadar Çanakkale’nin  musilaj benzeri en büyük sorunlarından biri olan Şehri ikiye bölen Sarıçay’ın görmezden gelinmesini ve konu ile ilgili hiçbir açıklama yapılmamış olmasını anlamlı buluyorum.

Acaba diyorum...

Müge Anlı ve benzeri programlar, kayıpları, faili meçhul cinayetleri irdeliyor ve failleri buluyor ve çözüyorlar ya...

Ülkemizde de failleri meçhul kalmış, “Sivas Madımak", "Erzincan Başbağlar”, “Uğur Mumcu” cinayetleri gibi ülkemizin gözü ve kameraların önünde işlenmiş, toplumumuzda derin yaralar açmış, her yıl düzenlenen anma programları ile de yaraların biraz daha derinleşmesine neden olan provokasyonların açığa çıkması ve faillerinin bulunması için bu konulara da bir el atsa mı?



 

YORUMLAR

  • 0 Yorum