ÖMER (CİK) OLABİLMEK 
  • Reklam
HASAN KAYA

HASAN KAYA

YAZIYORUM

ÖMER (CİK) OLABİLMEK 

24 Kasım 2019 - 18:22

Muhalefete göre yaprak dökümü; AK Partiye göre ise fabrika ayarlarına geri dönebilmek adına Türkiye genelinde AK Partinin sekiz il başkanı görevlerinden ayrıldılar. Bu istifaların zamana yayılarak sayılarının artacağı ve yirmi beşi bulacağı söyleniyor. 

İstifa edenlerin içinde, kendi İl’im Çanakkale ve komşumuz Balıkesir AK Parti İl Başkanları da bulunduğu için istifaların toplumda bulduğu karşılığı, halk ve günlük siyaset üzerindeki etkilerini, halkın beklentileri ile birlikte sokağın nabzını değerlendirme fırsatı buldum.

Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek adına, istifa eden Çanakkale İl Başkanı Gültekin Yıldız’ı çok yakından tanımamakla birlikte, birkaç defa çay içip sohbet etmişliğim olduğu için bende bıraktığı: “ diklenmeden dik duran”  sağlam karakterli,  kişilik sahibi, akçeli işlere mümkün mertebe uzak duran profili ile toplumda da üç aşağı beş yukarı çoğunlukla ayni düşünceler ile tanınan bir İl başkanı olarak tanınıyor ve seviliyor. 

Bu nedenle de hakkında olumlu kanaat oluşturan bir il başkanı profili çizebilmiş Gültekin Yıldız’dan sonra çıtayı daha da yükseltecek Çanakkale’nin Ömer’i kim olacak? Merakı oluştu. 
  
Hz. Ömer gibi, Hz. Hatice gibi olmak, olabilmek, olmayı murat etmek, keşke,  ahhhhh keşke mümkün olabilse… Ama…  Ama… Aması var işte

Reisin Cumhurbaşkanı olup parti ile bağını kopardığında, kitle partisi olabilmek için, kim olursan ol; hangi partiye, hangi görüşe mensup olursan ol; gel anlayışı ile partinin kapılarının sonuna kadar açılması ile kırılma başladı. 

Açılan kapıdan içeri iktidar nimetlerinden faydalanmak için gelenler, ekibini, arkadaşlarını ve akrabaları ile birlikte kötü alışkanlıklarını da AK Partiye taşıdılar. Bunun doğal sonucu olarak kitle partisi olmak adına iyi niyet ile yapılan bu açılım maalesef kovanın ( AK Partinin) bal yapmaz arıların (AKP) istilasına uğramasına neden oldu.

“Bal tutan parmağını yalar.” Yağmacılığı ve görgüsüzlüğü ile hareket eden bu güruh, kovanın balını avuç, avuç tarumar ettiler.  Görünürde arı sayısı artmış gözükse de bal (hizmet) verimi düştükçe düştü. 

Partinin kurucu felsefesine bağlı, görev istenmez verilir anlayışına sahip, verilmiş olan görevini emanet kabul eden, halka ve hakka hizmeti ibadet aşkı ile siyaset edebi içinde yapan işçi arıları bir kenara itildi. Bir kısmı da gördüklerini ve duyduklarını midesi kaldırmadığı için köşelerine çekildiler. 

Bu gelişmelerin sonucunda da AK Parti kuruluş felsefesinden, fabrika ayarlarından uzaklaştı.  Düzen ve parti disiplini bozuldu.  Akraba, eş dost,  atamaları, siyasetçinin kapısını çalmadan devlet dairelerinde iş yapılamaması devri başladı.  

Kamuda, 28 Şubat Paşalarına rahmet okutacak cinsten tayin ve sürgünler yaşandı. Devlet kademelerinde ne kadar kuruluş felsefesi çizgisinde olan bürokrat varsa, neredeyse tamamına yakını Uzman ve Araştırmacı kadroları ile kızağa çekildi. Yerlerine liyakatten uzak,  eş dost kontenjanından yapılan  atamalar nedeni ile  birçok alanda  kamuda sistem tıkanma noktasına geldi. 

Bunun sonucu olarak da, bir zamanlar AK Partinin yüz akı olan birçok  hizmet bazında ve vatandaş memnuniyetinde aksamalar, suiistimaller ve skandallar ardın sıra patlamaya başladı. Adamı olanın işinin görüldüğü, garip gurabanın, fakir fukaranın horlandığı, bugün git yarın gel diye eski uygulamalar görülmeye başlandı.

En hayati konularda hizmet veren kamu kurumların, bırakın yöneticileri,  santral telefonlarına dahi günlerce cevap verilmeyen, vatandaşın yüzüne kapanan telefon aramaları arttı.  Gerek iş bilmezlik, gerekse arkamda sağlam dayım amcam var, tembelliği ile hizmet üretilmeyen eski günlerdeki kâbus başladı.    e- imzaya geçildiği günümüzde çok basit evrak işleri dahi Ankara’ya gönderilmeye başlandı. Bunun için de vatandaşın devletten alacağı hizmetler altı ay, bir yıl gibi süreler ile uzamaya başladı.

Bu söylenenlerin iddiadan ibaret olmadığı, eksiği olup fazlasının bulunmadığı çok küçük bir araştırma ile ortaya çıkacaktır.  Bakanlıkların, Uzman veya Araştırmacı kadrolarında şu anda kimlerin istihdam edildiği ve sicilleri incelendiği zaman görülecektir.  Herhangi bir bakanlık veya genel müdürlüğe telefon açıldığı zaman da cevap vermeyen telefonlar görülecektir. 

Bursa’daki yeğenimin doğum kaydı ile ilgili yaşadığı mağduriyetini duyduğumda inanamadım. Çok basit onay gerektiren, rutin bir evrakının altı aydan beri sürüncemede bırakılması nedeniyle yaşadığı mağduriyeti gördüğümde utandım. Mağduriyetin önlenmesi için tanıdık eşe dosta durumu bildirdiğimde, bürokrasinin eski günlerine döndüğünü, hizmetlerin tıkandığını bizzat yaşayarak gördüm.
 
Bu yaşananları gördükten sonra neden  “Her İl’e bir Ömer” e ihtiyaç duyulduğunu çok daha iyi anlıyoruz.  Ama Mehmetçik, Muhammetçik söylemlerindeki ruh inceliği ile “Ömer” yerine  “Ömercik”  denilmesi,  sanki daha şık olacak gibi geliyor.

“Ömer veya Ömercik”  olabilmek veya namzet olmak çok ciddi bir mesuliyettir. Hizmet erbabı olmaya talip olacak herkes için çok yüksek bir çıta, ağır bir mükellefiyettir. Bu yük günümüz siyasi arenasında ve şartlarında “Ömer veya Ömercik” olmaya talip olan herkese Allah kolaylık ve muvaffakiyetler versin. 
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum