Beyaz adam katliamları
  • Reklam
İSMET KOYUNCU

İSMET KOYUNCU

HER DEM GÜZELDİR

Beyaz adam katliamları

06 Ekim 2019 - 11:25

Dağ dan gelip Bağdakini kovmaya çalışan Beyaz adam Kızılderililere iyilik adı altında verdiği battaniyelere çiçek hastalığı bulaştırmıştı, adeta çığ gibi büyüyen bu salgın hastalık sebebiyle 4 milyon Kızılderili silah kullanılmadan öldürülmüştü,. Kızılderili katliamlarından 200 yıl sonra azda olsa vicdanlı torunları özür dilemeyi başarabilmiştir. Holywood filmlerinden tanıdığımız Kızılderililer çoğu filmde kötü gösterilmeye çalışılsa da. onların gerçek dramını ortaya koyan filmler de olmuştur, Kızılderililer kafa derisi yüzmeyi aslında beyaz adamdan öğrenmiştir. Her Kızılderili kafa derisine ödül koyan beyazlar, filmlerde bunun tam tersini yansıtmış ve kendi vahşiliklerini Kızılderililerin üstüne atmıştır. Altta okuyacağınız yazı bize göre çok önemlidir. Lütfen dikkatle okuyalım ve her ezilmiş halkların, hakları ve itibarlarının alınabilmesi dileklerimle.

KİLİSE YATILI OKULLARINDA KAYBOLAN ÇOCUKLAR ARANIYOR

Kanada, 1800’lü yıllarda kurulan ve 1990’lara dek varlığını devam ettiren kilise yatılı okullarında ölen ya da kaybolan 150 bin Kızılderili çocuğun başına neler geldiğini bulmak için yeni bir proje başlattı.

Başbakan Stephen Harper’ın 2008 Haziran ayında Federal Parlamentoda Ulusal Şef Phil Fontaine başkanlığındaki 11 Kızılderili liderinden yazılı ve sözlü özür dilemesinin ardından kurulan Kayıp Çocukları Arama Komisyonu, çalışmalarına başladı.

Komisyona ilk aşamada 60 milyon Kanada Doları (yaklaşık 2,568 Milyar TL) bütçe tahsis edildi. Komisyonun başına da Trent Üniversitesi tarih profesörlerinden John Milloy getirildi.

Yapacakları işin zaman ve sabır isteyen, zahmetli bir iş olacağını söyleyen Milloy, “ tarihin acılarla dolu bir bölümünü aydınlatmaya çalışacağız. Bu çocuklara ait mezarlıkları ya da olabilecek bütün delilleri kayıt altına almayı ve ailelerine sağlıklı bilgi verebilmeyi hedefliyoruz” dedi.

Kızılderilileri uygarlaştırmak için kullanılacak en ucuz ve etkili silah okul eğitimiydi. Yatılı okullar projesini hayata geçiren Yüzbaşı Pratt, Kızılderili çocuklarının asimilasyonlarının ancak özel alanlarından ve kabile bağlarından binlerce mil uzakta, beyaz kültürle iç içe olmaları durumunda gerçekleşebileceğini savunuyordu. Ailelerinden zorla alınan ve askeri kurallarla yönetilen bu yatılı okullara yerleştirilen, farklı kabilelerden gelme, ayrı dilleri konuşan çocuklar Beyaz Adam’ın eğitimine yönlendirirken, yaşayabilmek için öncelikle İngilizce öğreniyordu.

 

Çocuklarda Kızılderililik adına ne varsa silmeyi amaçlayan bu asimilasyon sürecinde, işe önce çocukların dış görünüşü ile başlanıyordu. Saçları kesilen Kızılderili adlarını unutmaya zorlanan çocuklara Amerikan tarihinin önemli adları veriliyordu.

Bu okullarda okuyan bir Chiricahua Apaçisi olan Asa Daklugie, ilk yaşadığı şoku şöyle belirtiyor: ''Okula gelir gelmez işkence başladı. İlk önce saçımızı kestiler. Biz banyo yaparken deri giysilerimiz alındı ve beyaz giysileri giymemiz emredildi. Saçımızı ve giysilerimizi kaybetmiştik; bu iki şeyle birlikte Kızılderili kimliğimizi de kaybetmiştik.''

Bu okullarda üniforma giydirilen, Hristiyanlaştırılan, Protestan ahlakı benimsetilen ve “uygarlaştırılan” öğrencilere gelenekleri unutturuldu. Kızılderili kimliği ve kültürüne ilişkin ne varsa nefret etmeleri öğretildi. Hristiyanlık ve vatandaşlık eğitimi de alan öğrenciler, Kristof Kolomb’u bir kahraman, Kızılderilileri ise vahşi olarak gösteren tarih kitapları aracılığı ile Beyaz Adam’ın bakış açısını ve Kızılderiliye ait ne varsa ondan tiksinip utanmayı öğrendi.

Pratt’ın kurduğu okul öyle başarılı oldu ki, yüzyılın sonuna doğru 81 özel bölge (rezervasyın) içi, 25 dışı yatılı okul açılmıştı. Bu okullarda okuyan öğrencilerin aile ve akrabalarıyla iletişime girmeleri kesinlikle yasaktı ve ağır cezalar getiriyordu.

Kızılderili çocuklar ise, okullardan korktu, nefret etti ve sevdi. Kimi öğrenciler umutsuzca karşı koydu; kimileri sessizce katlandı başlarına gelene... Kimileri öldü; kimileri de sanki bu akıllara sığmaz koşullara inat, yaşadı ve gelişti. Yaşamlarını yeniden kurup daha geniş bir dünyada varlıklarını pekiştirdiler.

Bu arada Kızılderililik bilincini yitirmeyenler de oldu. Yatılı okulllar Kızılderililerin yaşam şeklini değiştirdi ama Kızılderililiği yok edemedi. Kızılderiliyi Beyaz Adam haline getirmek amacıyla kurulmuştu yatılı okullar. Fakat öğrenciler zaman içinde bu okulları Kızılderili okullarına dönüştürdü. Kulüpler okulların Kızılderilileşmesinde, Kızılderili mirasının keşfi ve paylaşılmasında önemli rol oynadı.

Okullarda ortaya çıkan “pow wow”lar artık her bölgede ve yılın her döneminde düzenlenen kabileler üstü bir kimlik gösterisi haline dönüştü. Bu okullarda bir araya gelen farklı kabilelerden öğrenciler kabile boyutunun ötesine geçerek ortak bir “Kızılderili üst kimliği” oluşturdu. Ülkenin dört bir yanından getirilen öğrenciler birbirlerinden çok şey öğrendi. Şarkılarını, danslarını, masallarını, inançlarını paylaşıp “yeni adetler ve danslar” yarattılar.

Kabilelerine götürdükleri bu yeni şeyler ise kabileler arası bir iletişimin ve ortak paydanın oluşmasına yol açtı.

Yatılı okulların Pan-Kızılderili hareketinin oluşmasında rolü büyük oldu. Kızılderililere karşın, egemen beyaz kültür açısından, bu geniş kapsamlı “uygarlaştırma” ve “asimilasyon” projesi büyük ölçüde başarıya ulaştı. Kızılderili sorunu önemli ölçüde çözülmüş, Kızılderililerin eğitimli kesimi Amerikan sistemine dahil edilmiş ve Amerikan tipi yaşam tarzına uyumlandırılmış oldu.

Asimilasyon politikasına direnenler de oldu elbette. Geleneksel giyim tarzlarından vazgeçmedikleri için “Battaniye Kızılderilisi” diye aşağılanan bu insanlar, bir yüzyıl sonra hala sürdürülen bir mücadelenin temsilcisi oldu

Günümüz Kızılderililerinin yarıya yakın bölümü çorak, kentlerden uzak ve çetin doğa koşullarının hüküm sürdüğü Kızılderili alanlarında yani rezervasyonlarda yaşıyor. Evleri de bölgeye bağlı olarak karavanlar, kerpiç ya da prefabrik olarak değişiyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum