ISIRILAN AVUKAT ŞEKER'İN YANAĞI MI ?
İSMET KOYUNCU

İSMET KOYUNCU

DOST'ÇA

ISIRILAN AVUKAT ŞEKER'İN YANAĞI MI ?

25 Eylül 2018 - 05:33

Bursa’nın Orhaneli ilçesinde sattığı koyunların parasını alamayan bir vatandaş icra takibi için Avukat Cüneyt Bülent Şeker’den yardım istedi. 


Dosyayı kabul eden Cüneyt Bülent Şeker 4 yıldır ödenmeyen alacak için, eve tahsilata gidince saldırıya uğradı. Enteresan olansa borçlunun, Avukata bıçakla saldıran kadının haricinde oğlunun ise Avukatın yanağını ısırmasıydı!. 


Uzun süredir bir araya gelmek isteyip görüşemediğimiz Ak Parti Eski İl Başkan Yardımcısı Avukat Cüneyt Bülent Şeker ile önceki gece Kent Meydanı’nda karşılaştık bu tesadüf sayesinde sohbete çaylar eşliğinde devam ettik. 


Geçmiş olsun dileklerimizi iletince kendisinden bin ah işittik ve okuyucularımızla bizlerinde katıldığı sorunları paylaşmak istedik. Anlattıkları yalnızca Avukat için değil doktor, hemşire, öğretmen ve tüm kamu görevlilerini kapsadığını ısrarla söyledi bizde aktarıyoruz.


''Bu tip saldırıların sadece avukatlara yönelik değil, tüm kamu görevi yapanlara karşı arttığını, bu suçluların tutuklanmamaları veya mahkum olsalar dahi hapis yatmamaları sebebi toplumsal şiddetin artarak devam ettiğini, birçok yasanın düzeltilmesi ve yasalara denge getirilmesi gerektiği, örneğin; gözlük gasp edenin hapse girdiğini, ancak göz çıkartanın hapse girmediğini. 


yasal sorunların Ak Parti dönemine ait olmadığını, ama düzeltmenin Adalet ve Kalkınma Partisi’ne düştüğüne inandığımı. 


Kamu görevi yapan kişiler bu durumda iken, sade vatandaşların artan şiddet suçları karşısında çaresiz kaldığını, eğitim eksikliği ve özellikle zorbalığın cezasız kalması sebebi ile toplumda şiddet suçlarının arttığını, Vatandaşın kendini savunmaya, hatta karşı saldırıya geçmeye başladığını, bu etki-tepkinin toplumsal şiddeti giderek arttırdığını, bu durum tüm toplumu tehdit eder hale geldi. 
Ayrıca mevcut kanun ve uygulamalar sebebi ile avukatların namuslu dürüst hak sahiplerinin alacaklarını tahsil etmekte zorlandıklarını, bu durumun ekonomiyi kötü yönde etkilediğini, her kesimden kişinin bankaya az veya çok borçlu olduğunu, ancak bankaların alacaklarını (aciz belgesi ile) Devletten alabildikleri için, gayrimenkulü ve aracı olmayan borcunun üzerine gitmediklerini, kapısına Avukat göstermediklerini.!


Asıl mağdur olan alacaklıların, bir mal veya hizmet üreterek; çek, senet veya açık hesap ile ile iş yapan orta halli esnaf veya kobiler olduğunu, tazminat alacaklıları olduğunu bunların alacaklarını hiç veya zamanında alamadığı için kendi alacaklarını ödeyemez hale geldiğini, bunun da zincirleme bir şekilde ticarete sekte vurduğunu, ekonomiyi kötü etkiliyor. 


Piyasaya borç yapıp ödemeyen, ama; "Kaçmıyoruz ya bir gün öderiz" bahanesi ile başkasının parasına takla attırarak rant sağlayan bir kesimin peydahlandığını, bunların mevcut kanunları lehlerine kullanmayı çok iyi bildiklerini, Bu kesim için paradan başka değer ve itibar olmadığı için, kanunu uygulamak veya alacağı tahsil için üzerlerine giden bir Avukat ve icra memurlarına karşı zorbalık yapmaktan çekinmediklerini, genellikle ( savunmasız olduklarını düşündükleri ) Avukatın hedef alındığını, fakat buradaki asıl hedefinin avukat olmadığını, kamu düzeni ve bir kanun hükmünün uygulanmasıdır.. 


Avukata mesleğini yaparken, özellikle haciz esnasında yapılan saldırının, bazı arsızların dediği gibi; "avukat kim bilir ne yaptı ki saldırdılar." gibi ucuz bahaneler ile savuşturulamayacağını, elbette her meslekte olduğu gibi Avukatlar arasında da yanlış-hatalı insanlar olabileceğini, Avukatların bu toplumum içinden çıktığını, toplumun bir aynası olduklarını, hakimlerle aynı eğitimi gördüklerini. 
Ancak borçlunun yeddinde mal bulup bunu kaldıran avukatın, borçluya kötü davranmak için bir sebebinin olmadığını, ama olay çıkartan arsız bazı borçluların avukata icra memuruna veya onlara yardım eden polis ve jandarmaya zorluk çıkartmak için çok sebebinin olduğunu, netice alındığı için bu konuda bir alışkanlık oluştuğunu. 


Bu gün ( hapis hariç ) her türlü mahkeme kararının ancak haciz-cebri icra yolu ile uygulanabildiğini, çocuk tesliminden, trafik veya iş kazasına kadar her türlü hakkın alınmasının, CEBRİ İCRA ya bağlı olduğu, icra edilemeyen mahkeme kararlarının hiçbir anlam ifade etmeyeceği, mahkeme karalarının uygulanamaz hale geldiği bu gibi durumlarda, kamu düzeninin bozulacağını, insanların adalete ve Devlete olan güvenin sarsılacağını, insanların kendi haklarını bizzat zorla veya mafyayı aracı tahsil etme yoluna gidebilecekleri, hatta son zamanlarda böyle olayların sık duyulur hale geldiğini, bunun da; haklı olanın değil, güçlü olanın hakkını alabileceği bir düzene ( Devlet içinde-Devlet ) gibi algılanan yapılara dönüşebileceği.


Kağıt üzerinde haczi icra memuru yapsa da, icra memurlarının bir talep, itiraz, taksitlendirme, uzlaşma vs. yetkisi olmadığı, hak sahiplerinin de hukuki bilgisi olmadığı veya borçlu ile direk karşı karşıya gelmekten çekindiği için avukata ihtiyaç duyduğu.


 Avukata icra memuruna, polise yapılan saldırı halinde saldırganın tutuklanmamasının bir sonraki saldırılara davetiye çıkarttığını, bunun dürüst vatandaşların haklarını alamaz ve güvenliğinden endişe eder hale getirdiğini. Bu gün herkesin avukat ile bir işi olduğunu, avukata bir şeyler sorma ihtiyacı içinde olduğunu, doktorluk gibi avukatlığın da toplum için zorunlu bir ihtiyaç olduğunu. 
Avukatların; insanlar ile insanlar veya insanlar ile Devlet arasında arabuluculuk yaptığını, bu arabuluculuğun etkisizleştirilmesinin, adaleti ve demokratik hakların kullanılmasını etkisiz hale getirecektir''

YORUMLAR

  • 0 Yorum