• Reklam
TANSU KANTAR

TANSU KANTAR

GENÇ BAKIŞ

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

02 Ağustos 2021 - 22:21

         Eşitlik ilkesi insanların sahip olduğu temel bir haktır. Her insan ayrım görmeden bu hakkını kullanmak ister. Bu ilkenin amacı aynı durumda olan bireylerin kanun karşısında hiçbir ayrım gözetilmeksizin,aynı işlemin uygulanması, ayrım yapılmaması ve hiçbir kişi,grup veya zümreye ayrıcalık tanınmamasıdır. Bu durum yasalar ile güvence altına alınmıştır. Bu durum Anayasamızın 10. maddesinde şöyle düzenlenmiştir: 'Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.'

          Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde eşitlik ilkesi ayrımcılık yasağı olarak dile getirilmiştir.Bu durumu md 14 ile güvence altına almıştır. Md 14'te bu durum şöyle açıklanmıştır: 'Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma,cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet ,doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır. Bu madde ile ayrımcılığın önüne geçilmek istenmiştir. Genel olarak baktığımızda Avrupa da tek bir ırk tek bir topluluk yaşamamaktadır. Birarada yaşayan bu toplumlar arsındaki anlaşmazlıkların, ayrımcılıkların engellenmesi adına yasa koyucular bu durumu koruma altına almıştır. Her ne kadar yasayla koruma altına alındığını söylesekte ayrımcılık olmuyor mu? Elbette oluyor. Örneğin yakın zamanda hayatını kaybeden George Floyd. Amerika'da beyaz bir polis tarafından boğazına diziyle basılarak öldürülmüştür. Buna benzer daha bir sürü örnek verebiliriz. Bu durum da kanun belki polisin işine son verdi ancak öleni geri getiremiyoruz. Malesef zihindeki bu cahil düşünceyi kanun yok etmeye yetmiyor. George Floyd, polis tarafından öldürülmesiyle protestolara yol açan ilk siyah Amerikalı değil. Onun gibi daha nice insan örneğin;Tamir Rice, Michael Brown ve Eric Garner... Bu kişiler de sırf renk olarak ırk olarak farklı oldukları için kurban gittiler. Etkisi kapsamında ne olduğunu düşünürsek yaptırımlara tabi tutuluyorlar, halk protesto ediyor, eylemlerde bulunuyor, halk öfkesini bir nebze de olsun dindirmek adına çevreye zarar veriyor ve bence bir önemli etki de insanlarda bu durum o topluma karşı da bir nefret uyandırıyor.
            


            Batı toplumları, siyah olmanın ne demek olduğuna dair algılarında pek farklılık göstermiyorlar. Algıları büyük ölçüde iki tarihsel olay tarafından belirleniyor: Kölelik ve sömürgecilik. Siyahlara karşı ırkçılık Batı dünyasında her yerde, her zaman var olmuştur. Atlantik ötesi köle ticareti Batı’nın etnik grupları algılama biçiminde önemli bir rol oynamıştır. Bu, dünya çapında Batı medeniyetlerindeki hiyerarşilerin oluşmasını desteklemektedir. Ne yazık ki medya ve okullarda verilen derslerde etnik kökenlere karşı bakış açısını değiştirmek için yetersiz kalıyor. Farkındalık ve halktaki ırkçılık bilinci eksikliğinden kaynaklı olarak bu olaylar bitmek bilmiyor.
             Avrupa’da ayrımcılığa karşı koruma hem AB hukukunda, hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde bulunuyor ancak bu iki sistem birbirlerini tamalar nitelikte olmalarına rağmen aralarında bazı farklar bulunuyor.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine taraf olan 47  devletin yetki alanındaki bütün bireyleri korur; AB ayrımcılık yasağı yönergeleri ise sadece 27 Üye devletin vatandaşlarına koruyor. AİHS’nin 14. maddesi kapsamında, ayrımcılık sadece antlaşmanın garanti ettiği başka bir hakkın kullanımıyla ilgili olarak yasaklanmıştır. 12. Protokol kapsamında, ayrımcılık yasağı bağımsız bir kural olarak yer almaktadır.  AB ayrımcılık yasağı hukukunda, ayrımcılık yasağı bağımsız bir kuraldır, fakat istihdam gibi belirli bağlamlar ile sınırlanmıştır.      
            Sonuç olarak, eşitlik ilkesi kanunlarla koruma altına alısada bunun önüne geçmeye yeterli olmuyor. George Floyd’un ölümüyle Avrupa’daki kurumsal ve yapısal ırkçılığı bir kez daha hatırlamış olduk.  ABD’deki gibi ölüm haberleri okumamamız ırkçılığın Avrupa’da bir sorun olmadığı anlamına gelmez. Eğer bir yerde adaletsizlik biçimleri söz konusuysa  hangimizde daha çok yarışı yapmamalıyız. Dayanışmamızı göstermenin en iyi yolu George Floyd ve onun gibi katledilen diğer insanlardan da bahsederek ırksal adaletsizlikleri ve onların kendi toplumlarımızdaki insanların yaşamlarını nasıl etkilediğini konuşabilir, gözler önüne serebiliriz. Irkçılık hakkında daha fazla farkındalıklar oluşturabiliriz. Böylece belki bu içler acısı durumu  önleyebiliriz.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum