Diker 'İmamoğlu nereye koşuyor?
  • Reklam
YEKTA YAKTI

YEKTA YAKTI

GÜNÜN YAZISI

Diker 'İmamoğlu nereye koşuyor?

20 Kasım 2019 - 20:27

CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olacağını CHP'lilerin dahi bilmediği Ekrem İmamoğlu'nun arkasında olan güç kaynaklarını Manisa 19.20.Dönem Milletvekili, Yolsuzlukla Mücadele Derneği Kurucu Başkanı, araştırmacı - yazar, Emekli Subay Tevfik Diker deşifre etti.






Koç Grubu ve Ali Koç ile birlikte hareket eden İngiltere ile HDP/PKK, Fetöcü Kriptolar ve global işbirlikçilerinin tamamının İmamoğlu'nun arkasında olduğunun altını çizen Tevfik Diker, Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu'nun 2002'de ortaya konan dış kaynaklı destekle yapılanın günümüzde de tekrarının yaşandığını ve RTE/AKP'yi devirmeye çalışıldığına dikkat çekiyor.

www.skandalgazete.com'da Manisa 19.20.Dönem Milletvekili, Yolsuzlukla Mücadele Derneği Kurucu Başkanı, araştırmacı - yazar, Emekli Subay Tevfik Diker'in gündeme bomba gibi düien yazısı...
Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’nun, Düşmanımın düşmanı dostumdur mantığıyla hareket ettiğini belirten Tevfik Diker, bu defa dış kaynaklı desteğin Okyanus Ötesinden değil, İngiltere’den geldiğine dikkat çekiyor.

Chatham House 



Manisa 19.20.Dönem Milletvekili, Yolsuzlukla Mücadele Derneği Kurucu Başkanı, araştırmacı - yazar, Emekli Subay Tevfik DİKER, Koç Grubu ve Ali Koç eliyle hareket eden İngiltere’nin yanısıra, HDP/PKK, Fetöcü Kriptolar ve global işbirlikçilerin tamamının İmamoğlu’nun arkasında yer aldığı tespitini yaparak soruyor, 
       ' İmamoğlu nereye koşuyor'?



Son günlerde meşhur Chatham House trafiği oldukça yoğun. Bir yanda Ali Koç Chatham House Mütevelli Heyeti üyesi yapılırken Koç Holding de Chatham House kurumsal ortağı oluyor, diğer yanda İstanbul BB Başkanı Ekrem İmamoğlu da ödül alıyor.

Yıl 2000. Türkiye ekonomik krizle yatıp kalkıyor. Başbakan Ecevit rahatsız. Siyasi istikrar yok. Başbakan Ecevit‘in yardımcıları Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli.

Medya manşetleri televizyon ekranlarında sürekli hortum haberleri. Halk, yolsuzluklardan bıkmış. Yolsuzluklar can yakmaya da başlamıştı.Bazı kamu bankaları hortumlanmış 50 veya 60 milyar dolar uçmuştu.

Hayali ihracat, naylon fatura, ihale yolsuzlukları, BİT‘lerdeki, belediyelerdeki yolsuzluklarla birlikte o günlerde 100 milyar dolarlık bir hortum söz konusuydu. Hortumcular siyasetçilerle iç içeydi.

Bir şeyler yapmak gerektiğine inanarak isimsiz sekiz kahraman arkadaşla birlikte 3 Mart 2000 tarihinde Yolsuzlukla Mücadele Derneğini benim başkanlığımda kurduk.

Başbakan Ecevit, Genelkurmay Başkanlığı, Baro Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, tüm siyasi partiler, sivil toplum kuruluşlarına ve Yargıtay Cumhuriyet Baş Savcısı Vural Savaş ile Yargıtay Başkanı Sami Selçuk‘a yazılı bir mektupla derneğin amacını anlatmak maksadıyla bir diyalog çağrısında bulundum.

Anlayacağınız isteklerimizi ve düşüncelerimizi paylaşmak üzere hepsinden yazılı bir randevu talep ettim. 11 Nisan 2000 tarihinde Genelkurmay Başkanı (E.) Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu‘dan davet aldık. Genelkurmay Karargahı‘nda yaklaşık bir buçuk saat karşılıklı değerlendirmelerde bulunduk.

O görüşmede Org. Kıvrıkoğlu, “Genelkurmay Başkanı olduğumda protokol kurallarını çiğneyerek, Emniyet Genel Müdürlüğüne gidişim, çetelerle mücadeleye destek olarak değerlendirildi. Şimdi sizi kabulüm de yolsuzlukla mücadeleye destek anlamındadır” dedi. O günlerde gündemde birinci madde 10.Cumhurbaşkanı seçimiydi.

Mesut Yılmaz, Demirel‘in tekrar Cumhurbaşkanı olması için yapılan 5 5 değişikliğinin önünü kesmişti. Genelkurmay Başkanı Org. Kıvrıkoğlu‘na görüşmede; “Cumhurbaşkanı aynı zamanda Başkomutandır. Başkomutanın şaibeli ve TBMM‘de dosyası olan birinin olması uygun değildir. Bu konuda Başbakan Ecevit‘ le konuyu görüşmenizde fayda var. Kamuoyundan gelen bu konudaki değerlendirmeleri sunuyorum” demiştim.

Kamuoyunun malumları olduğu üzere Org. Kıvrıkoğlu, Başbakan Ecevit‘le kırkbeş dakikalık bir baş başa görüşme yapmış bilahare de Anayasa Mahkemesi Başkanı Necdet Sezer, tüm parti liderlerinin ortak önerisiyle 10. Cumhurbaşkanı seçilmişti.

2000‘li yıllarda TBMM‘de muhalefeti DYP-Çiller ve Fazilet Partisi Recai Kutan temsil ediyordu. Fazilet Partisi üzerine hesaplar okyanus ötesinden yapılmış ve düğmeye basılmıştı. 

Yenilikçiler adı altında bir organizasyon yapılması için gerekçe hazırdı. Parti kapatılacak ve gerekçe hazır olacaktı. RP-Fazilet Partisi daha açıkçası “Milli Görüş” elbisesiyle büyüyen dörtlü “Gül, Erdoğan, Arınç ve Şener”le yola çıkılarak bir parti kurulacaktı. Fazilet Partisi Büyük Kongresi‘nde Gül‘ün Genel Başkan adaylığı bu süreçte önemli bir virajdı.

Şunu açık yüreklilikle söylemekte fayda var. Benim bilgilerime göre senaryolarda Gül, Arınç ve Şener hiçbir zaman yeni partinin lideri değildiler. Lider, Erdoğan‘dı. Kod adı da Reis‘ti.

Kısa bir anekdot vermekte yarar var.

O yıllarda Yeni Şafak Gazetesi‘ nde Yolsuzlukla Mücadele logosuyla da köşe yazıyordum. Yani, Fehmi Koru, Selahattin Sadıkoğlu, Ömer Çelik başta olmak üzere Erdoğan kadrolarıyla yakın diyalogum vardı. Erdoğan parti kuruluşunda bizzat telefonla beni de aradı. Eski Milletvekili Bekir Sobacı da diyalogda olduğum bazı şeyleri paylaştığım bir dostumdu.

Erdoğan, ceza evinde yatarken, Ankara‘da Turan Güneş‘te bir sitede Gül ve arkadaşları parti kurma çalışmalarına başladılar. 

Hasan Celal Güzel‘in partisi dahil bazı seçime girmeye hazır partilerle de temas ettiler. Sonra yeni parti kurmaya ve adını Adalet ve Kalkınma Partisi yapmaya karar verdiler. Bu süreçte Yolsuzlukla Mücadele Derneği olarak bizler de “101 merkez sağ- merkez ve merkez sol- kimlikli kişiye yolsuzlukla mücadele onur ödülü verdik.

İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Bir dernek nasıl oluyor da bir Genelkurmay ziyaretiyle 10. Cumhurbaşkanlığı seçiminde faktör oluyor ve verdiği ödüllerle kamuoyunun yakın ilgisini çekiyor.

ABD Başkanı Bill Clinton, Yardımcısı Al Gore ve Dış İşleri Başkanı Madline Olbrayt‘ın direktifleriyle National Democratic Institute | NDI‘ın Orta Doğu Koordinatörü Thomas Berry temasa geçti. TSK‘dan emekli olduktan sonra ABD Kongresinde hakkında çıkarılan bir özel kanunla ABD Ankara Büyükelçiliğinde 17 yıl müşavirlik yapan bir (E.) Hava Pilot Kurmay Albay sağ ve tanıktır.

Bu temaslarda yanımda en az beş- altı kişi bulundurdum. Konu derneği partileştirmemizdi. Gerekli destek vaadi yapıldı. Eski DTP Müsteşarı İlhan Kesici‘nin Genel Başkanlığında bir yeni “Milli Demokrat” parti denemesi yapılması telkin edildi. Kesici, zor yolla Başbakan olmak yerine daha kolay yolu bekler gibiydi!…

Uzatmayayım bunu ne yazık ki başaramadık. Bu konuda her türlü detay bilgiyi bir çok eski parlamenter arkadaşımla paylaştım. Ayrıca benim milli duruşum ABD yetkililerini rahatsız etmiş. Bu daha sonra bana söylendi. Bizimle yeni parti için temasta olan güçler aynı zamanda da FP‘deki yenilikçilerle de temastaydı.
İsrail Ordusun‘dan emekli, Türkiye‘de MSB F-16 Modernizasyon Projesi‘nde görevli hem İsrail, hem de Türk vatandaşı bir MOSSAD yetkilisi ( M.B.) bir gün bana; elinizi çabuk tutun başaramazsanız Recep Tayyip Erdoğan cezaevinden çıkacak, yeni parti kuracak, parti iktidar olacak ve Erdoğan Başbakan olacak, sana da tavsiyem partide kurucu ol” dedi. Geleceği nasıl okuyorsun? Dediğimde de. “Projeyi yapanlar nelerin olacağını üç aşağı beş yukarı bilirler herhalde” dedi.

Gerekçelerini de şöyle sıraladı. 

* İsrail‘in bölgede sonsuzluğa kadar güveni için yeni bir Ortadoğu kurulacak. 

* Irak‘ta operasyon yapılacak Baba BUSH‘un intikamı alınacak. 

* Türkiye‘de İslami duyarlılığı olan kesimlerin eylemlerinin önü kesilecek. 

* Su ve enerji kaynakları kontrol altında tutulacak. 

* PKK ile mücadelede Barzani ve Talabani ile işbirliğine girecek bir Türkiye olacak.

 * Türkiye, globalleşecek. Dedi.

Aynı tarihlerde Egemen Bağış, İshak Alaton ve Erdoğan‘a “Üstün Cesaret Madalyası” veren Yahudi Lobisi, Ömer Çelik ve Cüneyd Zapsu ile ABD‘de gereken lobi çalışmaları yapmaktaydılar.

Bir dönemi ve perde arkasını bir makaleye sığdırmak elbette mümkün değil. Kemal Derviş olayını bu olaylardan soyutlamak da yanlış olur.

2000‘li yıllarda okyanus ötesinden düğmeye basılarak Türkiye‘ye Ilımlı İslam adında yeni bir elbise giydirildi. ABD bölgedeki projesini hayata geçirmek için önce “Milli Görüş” başta olmak üzere Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ı ve bilahare de “Milli Duruş”cuların üzeri çizildi.

“Sonrasını zaten biliyorsunuz” diyen Tevfik Diker, ' günümüzde de buna benzer bir dış kaynaklı operasyon görüyoruz. İmamoğlu ve Kılıçdaroğlu tıpkı 2002’dekine benzer bir düzenekle ve dış kaynaklı destekle RTE/AKP’yi devirmeye çalışıyor.'

Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu’nun, Düşmanımın düşmanı dostumdur mantığıyla hareket ettiğini belirten Tevfik Diker, bu defa dış kaynaklı desteğin Okyanus Ötesinden değil, İngiltere’den geldiğine dikkat çekiyor.
Tevfik Diker, Koç grubu ve Ali Koç eliyle hareket eden İngiltere’nin yanısıra, HDP/PKK, Fetöcü Kriptolar ve global işbirlikçilerin tamamının İmamoğlu’nun arkasında yer aldığı tespitini yaparak iddialarına devam ediyor ve ekliyor:

Geçmişte bizzat içinde yaşayarak izlediğimiz filmin yeni versiyonunu izliyor gibiyiz, bekleyip göreceğiz…
İmamoğlu nereye koşuyor?

YORUMLAR

  • 0 Yorum